Tazminat Davaları Hakkında Genel Bilgi
Tazminat davaları, bir kişinin zarara uğraması sonucu, zarar gören kişinin zararını tazmin etme hakkı doğduğu durumlarda açılan davalar olarak tanımlanabilir. Bu tür davalarda, zarar gören kişi, zararının sebebini oluşturan kişiden veya kurumdan zararını tazmin etme talebinde bulunur. Türk Borçlar Hukuku, tazminat davaları hakkında detaylı hükümler içermekte olup, uygulamada Türk Yargıtayı tarafından belirlenen içtihatlar da oldukça önemlidir.
Tazminat Davalarının Türleri
Tazminat davaları, zararın oluş şekline ve konusuna göre farklı türlerde açılabilir. Örneğin, maddi zarar davaları, kişinin malvarlığına yönelik zararlar, manevi zarar davaları ise kişinin onur, haysiyet, itibar gibi manevi unsurlarına yönelik zararlar için açılabilir. Ayrıca, kusursuz sorumluluk davaları ve kusurlu sorumluluk davaları olarak iki ayrı kategori altında da incelenebilir.
Tazminat Davalarının Şartları
Tazminat davaları, belirli şartların varlığı halinde açılabilir. Öncelikle, zararın mevcut olması gereklidir. Zararın varlığı, zararın belirlenmesi, nedenleri ve miktarının belirgin olması gerekmektedir. Ayrıca, zarara sebebiyet verenin kusurlu davranması, yani hukuka aykırı bir hareketinin bulunması da şarttır. Bu kusur, kasıt veya ihmal şeklinde gerçekleşebilir. Bunların yanı sıra, bu kusurun zararın oluşmasına neden olduğu da ispat edilmelidir.
Tazminat Davalarında Deliller
Tazminat davalarında delil yükümlülüğü, davacıya düşer. Zararın varlığı, miktarı ve nedenlerinin ispatı, davacı tarafından sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra, kusurun varlığı ve zararın sebebiyet verenin davranışları ile ilgili delillerin de sunulması gerekmektedir. Bu deliller, tanık beyanları, belgeler, bilirkişi raporları ve benzeri deliller olabilir.
Türk Yargıtayı İçtihatları ve Tazminat Davaları
Türk Yargıtayı, tazminat davalarına ilişkin içtihatlarıyla da oldukça önemlidir. Yargıtay, tazminat davalarına ilişkin içtihatlarıyla da oldukça önemlidir. Yargıtay, tazminat davalarıyla ilgili pek çok karar vererek bu alandaki hukuki boşlukları doldurmuş ve uygulamada yol gösterici olmuştur.
Örneğin, maddi zarar davalarında zararın belirlenmesi, nedenleri ve miktarının belirgin olması gereklidir. Yargıtay, bu konuda vermiş olduğu bir kararda, davacının maddi zararını ispatlamak için belge sunmak zorunda olmadığını, sözlü veya diğer delillerle de zararın varlığının ispat edilebileceğini belirtmiştir.
Manevi zarar davalarında ise, zararın varlığının kanıtlanması daha zor olabilir. Yargıtay, manevi zararın varlığının ispatında tanık beyanlarının ve tıbbi raporların önemine dikkat çekmiştir. Ayrıca, manevi zarar davalarında tazminatın miktarının belirlenmesi de oldukça önemlidir. Yargıtay, manevi zarar tazminatlarının belirlenmesinde, özellikle davacının durumunu, yaşam koşullarını, iş gücü kaybını ve benzeri faktörleri dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
Kusursuz sorumluluk davalarında, zararın meydana gelmesi için failin kusurlu olması gerekmemektedir. Bu tür davalar, genellikle trafik kazaları, ürün sorunları gibi alanlarda açılabilmektedir. Kusursuz sorumluluk davalarında, zararın mevcut olması ve zararın olayla ilgili olduğunun ispat edilmesi yeterlidir.
Kusurlu sorumluluk davalarında ise, zararın sebebiyet verenin kusurlu davranması gerekmektedir. Yargıtay, kusurlu sorumluluk davalarında, kusurun derecesinin belirlenmesinde davranışın öngörülebilirlik derecesinin ve davranışın önemine göre bir kusur oranı belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Sonuç olarak, tazminat davaları Türk Borçlar Hukuku’nda oldukça önemli bir yere sahiptir. Tazminat davalarında, zararın varlığı, sebebi, miktarı ve kusurun varlığı ispat edilmelidir. Türk Yargıtayı tarafından verilen içtihatlar, tazminat davalarında uygulamanın yol göstericisi olmakta ve hukuki boşlukları doldurmaktadır.
Saygılarımla,
Av. Fatih Efe ÜNAL
